İstediğim her şeyi elde ettim ve ve başaracağıma inanan ilk ve tek insan bendim.
Hırslı, tutkulu ve bir o kadar da agresif.

 

İnsan aşıkken hakikatten başka bir şey düşünemiyor pek” derlerdi.

“Hadi be ordan” derdim. Ve yine aynı insan, “aşık olduğu için mantıklı da düşünemiyor” derlerdi, “yok artık ne bu hastalık mı?” derdim.

Meğer o zamanlarda, ben başka şeyler düşünüyormuşum.

-- Uzun zamandır böyle hissetmemiştim, bazen kendimi tanıyamıyorum

- Başkalaşıyor gibi misin?

-- Hayır, aksine sanki O'nunla beraber "kendim"leşiyorum.

Herkesin cehennemi farklıdır. Sadece alev ve acıdan oluşmaz. Asıl cehennem, yolunda gitmeyen hayatındır.

Birini çok sevdiğinizde Dünya’daki herkes ona yavşıyormuş gibi hissedersiniz.

Ayşe Kulin (via birzebramolsun)

(Kaynak: stajyermafya)

Güçlü, tuttuğunu koparan insanlar hep ”kötü” olarak anılır. Silik, sürekli birilerinin gölgesinde kalanlarsa hep ”iyi”dir. İyi biri olarak anılmanın hep hakaret olduğunu düşünmüşümdür.

Düşünsenize Bihter Ziyagil, Blair Waldorf, Anne Boleyn, Hürrem Sultan vs. her şeyi kendi hırslarıyla, tutkularıyla kazanmışlar. Başaracaklarına inanan 1 tek kişi bile yokmuş etraflarında. Tabi sonrasında bu hırslarının zararınıda görmüşler çok defa. Ama bence insanı insan yapan hırslarıdır. Hırslı değilse, ihtiraslı değilse zaten hiç hayal kurmasın başaramaz çünkü.

Entrikada eğlenceli şey aslında! Daha 4-5 sene önce masum oyunlar oynadığımız insanlarla şimdi en sinsi planları hangimiz yapmıyoruz? Sonunda gerçekten istediğin şeyi elde edeceksende her şey daha zevkli bir hal alıyo. Rakip çok olunca daha da başarmak için uğraşıyo insan. Bence çok hoş bişey bu

Mary Boleyn: Kalbim kırıkken nasıl gülümseyebilirim?

Anne Boleyn: Ah, trajediler kraliçesi! Kalbin kırıkken gülümseyebilirsin çünkü sen bir kadınsın, bir saraylısın ve bir Howard'sın. Yeryüzündeki en sinsi yaratık olmak için üç koca sebebin var.

Zihin yormayan ve akıl yürütmek zorunda kalmadığımız şeylerin bizlere cazip gelme ve dikkat çekebilme ihtimalleri çok düşük gibi.